September 09, 2006

Maksimum Keyf

Geçen gün farkettim. Yemek, sıçmak ve uyumak dışındaki bilgisyar başındayım. Bilgisayarda işimi yapıyor ve eğlencemi yaşıyorum. Bilgisayarlı yaşamdan keyf alıyorum.

Bilgisayarlar masada durur genellikle. Masa başında oturmak bana yorucu geliyor. Boynum tutuluyor, bileklerim hasta oluyor vs. Keyif bozuluyor.

Ben ne yaptım. Bilgisayarı yatağın yanına taşıdım. Yatağa kocaman bir yastık attım. Yan geli yattım.

İşte mutluluğun webcam ile resmi.



Burda ne yapacam. Tez yazacam. Blog okuyacam. Podcast dinleyecem.

Lakin maksimum keyfden hala uzağım. Bunun için neler gerekli: Kablosuz klavye ve fare, daha büyük ve net bir monitor, ustune tepsi yapışturulmış yastık, dijital fotograj makinesi.

September 06, 2006

İnsanın Kendini Dağlara Vurası Geliyor

Ben hayatımda magazin dergisi hiç okumadım. Nedeni ise içerinin bayağı ve baştan savma olduğunu düşünmemdir. Bugün tesadüfen okumuş olduğum bir magazin dergisindeki yazının çok eğitici olacağını ve beni dumurlardan dumurlara uğrattacağını hiç tahmin etmezdim.

Cahil cühela, okuyamamış insalara bir kinim yoktur. Bu kişileri ne ailelerinden ne de devletten yardım alabilmiş bahtsızlar olarak görürüm. Ama ülkemin kıt kaynaklarını harcayarak bir okula gidip de kütük gibi çıkan insanlara tahammülüm yoktur. Her türlü ortamda gözümden uzak olmalarını isterim.

Nazlı Çetinok Arun'un Gecce dergisindeki şu yazısını bir okuyun.

Allah aşkına bu nedir. Hangi utanmaz bu kadına yazı yazdırıyor. Hangi utanmaz bu kadına diploma vermiş. Hangi utanmaz bu kadına okuma yazma öğretmiş.

Tüm iyiniyetimle bu yazının bir program tarafından yazıldığını (bkz. bilimsel sunum hazırlayan program) veya hanımfendinin hikaye anlatmak ile ilgili beyin bölgesinin (tabii böyle bir bölge varsa) çalışmıyor olduğunu varsayıyorum.