July 01, 2007

Cevap Veriyorum

Saygı ile hakeden gaymaklı Nesij dadlısı,
yaptığınız eleştiriler bence çok yerindedir; ve benim bir çevirmen olarak başarısızlığımı göstermektedir.

Erteleme güdüsünün verimli kullanımı ile İngilizce'de "structured procastination" olarak ifade edilen kavramı Türkçeleştirmek istemiştim; ama görülüyor ki başarılı olamamışım.

Çeviride başarı kriterimi de yazayım. Başarılı bir terim çevirisinde okuyucu kelimelerin anlamını düşünerek terimin ne manaya geldiğini açık ve seçik kavrayabilmeli.

Bu kavram için sizin uygun bir Türkçeleştirme öneriniz var ise seve seve bloğu değiştireceğimden kuşkunuz olmaması gerektiğini söylemek için bu kadar uzun bir cümle yazmamın nedeni olsa olsa elektrik kesintisi dolayısıyla yarım kalan tez düzeltme işine dönmemek için bahaneler yaratmadır diye düşünüyorum.

Siz ne derdiniz?

Memleket Manzaları: Ne şirin komşumuzdun sen Tansu Abla!

Radikal yazarı Hasan Celal Güzel'in bugünkü yazısından.

"Siyaset tarihimizin pot kırma şampiyonu Tansu Hanım, Erzurum'da bir mitingde halka, 'Bildiğim kadarıyla Erzurum'un inekleri meşhurdur' deyince, önce meydanı dolduran kalabalık buz kesmiş; sonra kalabalıktan bir ses duyulmuş: Mööö!.."

"... Tansu Hanım'ın daha önce de yazdığım gene Erzurum'daki bir miting mâcerası hatırıma geldi. Kuvvetle rivâyet olunur ki, Tansu Hanım miting alanına doğru yürürken, halkın arasından münasebetsizin biri, 'Senin bıdığını yiyeyim!' diye bağırıvermiş. Çiller, yanındaki yetkiliye 'Ne diyor?' diye sorunca, adamcağız utanarak geçiştirmek istemiş ve 'Sayın Başbakanım, sevgi gösterisinde bulunuyor, ciğerinizi yerim demek istiyor' cevabını vermiş... Derken Tansu Hanım, o tatlı tebessümü ile kürsüye gelip 'Sevgili Erzurumlu Dadaşlar! Bu bacınızın bıdığı size feda olsun...' demez mi?.. Ne şirin komşumuzdun sen Tansu Abla!" (bıdık kelimesi için bkz. ekşi sözlük madde 13.)

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'ın iki gün önceki yazısından.

"Hacıbektaş'ın Belediye Başkanı Selman Pakoğlu, emekli bir general... Bağımsız girmiş seçime ve ilçe halkının desteğiyle seçilmiş. Kendisi yılmaz bir irtica ve AKP karşıtı. 22 Temmuz'da CHP'yi işaret ediyor. Ama AKP dışındaki diğer partilere de hoşgörülü. Başkan'ın makam odasında muhabbet ediyoruz. Emekli General, daha sormadan anlatıyor: "Ben dincilerle mücadele eden bir generaldim. Burdur'da 8 imam-hatip vardı. Oradaki kızların hepsinin başını açtırdım." Makam odasındaki CHP'liler, bir parça huzursuz bir şekilde dinliyorlar Başkan'ı. Ancak Başkan, "Baş açtırma" hikayesinin bizi kesmeyeceğini düşünmüş olacak ki, sesine zafer kazanmış kumandan edası katarak şöyle devam ediyor: "Durun... Bu kadarla kalmadı... Ben o imam-hatipteki kızları ve erkekleri dans ettirdim dans." Odada bulunan CHP'li bir yerel politikacı, dayanamayıp "Aman Paşam" diyor ve ekliyor: "İnşallah zorla dans ettirmemişsinizdir." Başkan sorudaki "anlam"ı yakalıyor ve "Hayır, hayır! Zorla değil, gönül rızasıyla" diye yanıt veriyor." (vurgular orijinal)

Benliğimi ele geçirmiş erteleme güdümü verimli kullanamasam bloğa birşeyler karalamaktan bile aciz olacam. Bu nasıl iş anlamadım gitti.