August 18, 2009

Helikopter Yayınları

Bir kez daha görüldü ki benim buraya birşeyler döktürmem için makale yazmaya kasmam gerekli.

Yeni bir makalenin kasışına başlamadan önce okumaktan zevk almayı bilen siz değerli okuyuculara yeni keşfettiğim bir güzelliği tanıtmak istedim. Bu güzelliğin adı Helikopter Yayınları.

3 Aralık 2008 tarihinde emailime idefix Duyuru Servisi'nden gelen aşağıdaki email düştü. Genelde bu tür emailleri anında çöpe atarım. Ama bunu okumuş bulundum.

Yıllar yılı Türkçe kitap okumaya kasmıştım. Türkçe'den dünya edebiyatını, bilimsel gelişmeleri vs. takip etme hevesine düşmüştüm. Türkçe'de doğru düzgün yazılan, çevrilen kitapların sayısının çok az olduğu bu sayede öğrendim.

Kaliteli kitap bulmak için "yayınevi takip" adı verilebilecek bir yöntem geliştirmiştim. Bu yönteme göre kitapçıda ayaküstü karıştırıp içinde okunabilir cümleler geçen kitapları alıyordum. Tamamını beğenirsem kitabı basan yayınevinin diğer kitaplarını da sırasıyla okuyordum, taa ki kötü bir çeviri-yazı vs. ile karşılaşana kadar. Tek bir kötü kitapla karşılaşsam bile artık o yayınevinin kitaplarını almayı bırakıyordum. Genellikle 1-2 kitap sonra kalite bozulmaya başlıyordu. Böyle böyle Türkiye'deki hemen hemen bütün yayınevlerinin kitap basarken kalite-kalitesiz ayrımı yapmadıklarını öğrenmiştim.

Ondan sonra İngilizce öğrenmeye karar verdim. Şimdi bilimsel kitapları İngilizce okuyorum. Lakin İngilizcem edebiyat okuyabilecek kadar iyi değil. Edebiyat'tan zevk almak için kitabın içinde kaybolacaksın. Hal böyle iken uzun uzun zamandır büyük Türk yazarları dışında bir edebiyat kitabı okumuşluğum yoktu. Taa ki şu email posta kutuma düşene kadar. Aynen koyuyorum

"Niye yeni bir yayınevi kurulur? Birkaç cevabı olsa gerektir: 1) Para kazanma
arzusundan, 2) Delilikten, 3) Kendi kitabınızı basacak yayıncı olmadığından. Ben yayınevi kurmaya ilk on yedi yaşımda kalkıştım. Yıllar içinde iki yayınevi kurduğum gibi, sayısını hatırlayamadığım kadarında da ayrıca ek işlerde çalıştım. Çeviri yaptım, çeviri düzelttim, saç-baş yoldum, birçok kitabın çeşitli dillerde yayınlanmasına vesile oldum; çoksatar kitap bastım beklediğimden az sattı, azsatar kitap bastım, beklediğim kadar sattı.

Para kazanmak için de kitap bastım, kimileri hakikaten çok sattı, mesela Harry Potter, ama bu, o kitaptan kazanılan parayı başka türlü basılamayacak kitapları basmakta kullanabilmek içindi, emeği geçenlere hakkını verebilmek için. İlk kitabını çıkaran yazarlar oldu uğraştığım yayınevlerinde, büyük, kerli-ferli yazarlar da... En son, Fransa’da bir yayınevi kurdum, ortaklık böyle olur çoğu zaman, bozulur, o zaman memlekete geri döndüm, bir daha yayıncılık yapmam sanıyordum.

O sırada benim gibi bir başka deli, Çağatay Anadol’la karşılaştım. Kitap Yayınevi’ni yönetiyor ve her aklı başında deli gibi edebiyat basmıyordu. Birlikte bir şeyler yapalım deyince, ben “olur, edebiyat basalım” diye tutturdum. Ama iki deli karşı karşıya gelince, işe üçüncü, derken dördüncü bir deli de karışıyor: Üçüncü delimiz Türkiye’nin belki de en özenli matbaalarından Mas’ın kurucusu Lokman Şahin’di, dördüncüsü de TTVÖ’den (Tasarımda Temizlik Ve Özen) muzdarip Bülent Erkmen dostumuz. Tabii Füsun ile Saliha’yı, yani delileri akl-ı selim’e davet edenleri de unutmamalı ve eklemeli: Tüm bu anlattıklarım geçen seneydi... Bir düşünün, bu satırlar yazılırken alıntı sayfasının sağda mı solda mı olacağına hâlâ karar verememiştik!

Anlayacağınız yeni bir yayınevi kurduk, adını da Helikopter koyduk. Niye Helikopter? Çünkü durduğu yerde havalanabilen tek alet, Helikopter. Yani, uçalım ama öyle çok yüksekten de uçmayalım: Manzarayı seyredebilelim! Kağıt Garda 80 gr., kapak Garda allah bilir kaç gram, maliyet yüksek, dereyi görmeden de paçaları sıvamamalı, deliyiz de o kadar değil, üç kitap basalım, sonra ayda bir kitap ritmine otururuz, ilk üç kitap zaten şahane... Belki, kimbilir, niye olmasın... gibi akıl yürütmelerle, kestirilemez olan kitap piyasasını kestirmeye çalıştık. Ve... karar verdik: Bir tanıtım metni, bir ilan lâzım. Neyi niye yaptığımızı kamuoyuna anlatmak zorundayız!

O yüzden, oturdum ben bu metni yazdım. Tüm bunları niye yaptığımızı anlatmak için. Derdimiz şu: Dünyanın en güzel, en keyifli roman, öykü, deneme, şiir, hülâsa edebiyat kitaplarını, güzel bir tasarım, kağıt ve baskıyla size sunmak istiyoruz. Aldo Manuzio 1500’lü yıllarda yayınladığı kitapların ön sayfalarına bir “Okur’a mektup” ekler ve bu kitapların neden satın alınması gerektiğini (Aldo daha fazla kitap basabilsin diye) ve niye okunması gerektiğini (okuyanın dünyası zenginleşsin, zevkleri incelsin, şiddetten uzak dursun diye) yazardı. Ben burada onu taklit ediyorum: Sevgili okurlar, bizi mahçub etmeyin! Alın bu kitapları, okuyun, okutturun. İlk kitap André Maurois’nın İklimler’i: Muhteşem bir aşk hikayesi. İkinci kitap Adolfo Bioy Casares’ten Morel’in Buluşu: Borges’in deyişiyle “kusursuz” bir kitap. Üçüncüsü ise İlhami Algör’den Kalfa ile Kıralıça, bir nevi Büyük İskender’in hayatı. Bu çölleşen yayın dünyasında iyi edebiyat artık nadirattan oldu, buyrun, birlikte uçalım!" Levent Yılmaz, Yayın Yönetmeni.

İçten adamları severim. Levent Yılmazı da bu yüzden sevdim. Hemen İklimileri, Morel'in Buluşunu ve Kalfa ile Kıralıça'yı idefixe'den ısmarladım. Casares ve Maurois'i müthiş sevdim. Algör’de kötü değildi ama benim için çok deneyseldi. Marguerite Yourcenar'ın Doğu Öyküleri'ni de şimdi okuyorum.

Dörtde dört. İyi edebiyat arayan değerli okuyucular. Bu yayınevinin kitaplarını alın, okuyun, okutturun. Belki birisi edebiyattan para kazanır da Türkiye'de edebiyat heveslisi yayınevleri çoğalır.

August 08, 2009

Amsterdam

29 Temmuz - 2 Ağustos arasında Amsterdam'da idik.
31. Kognitif Bilimler Kongresi'ne katıldık.



Amsterdam çok hoş bir şehir.
Sessiz, sakin, huzurlu, arabasız, gürültüsüz.
Huzur dolu bir kent.



Hayatımdaki en güzel Cappuccino'yu içtim ve muffin'i yedim.



Konferansta eski dostlarla karşılaştık, tabii hemen kaynattık.



Canımız dönmek istemedi ama mecburen döndük.

Şimdi Amsterdam'da harcadığım paraları geri almak peşinde koşuyorum. Uçak biniş kartıma kadar bir çok belgeyi topluyorum. 20 kadar A4 kağıdına aslının aynıdır işlemi yaptırmam gerekli.

Haydi bakalım.