April 08, 2011

Biri Bu Adamı Durdursun

İyi müzisyen olabilmek için para harcamak gerektiğine inananlara...


Benoît Sauvé: "Amongst the various work methods that I have experimented with in improvisation, there is one that I have found particularly beneficial: transcribing choruses from recordings. This series of videos reflects part of the work done on a few of these amazing solos.

Why transcribing solos?
Although studying the various scales and chords,and the relations between them,is essential in learning to improve,putting these theoretical notions into practise can be very laborious.
This is why making transcriptions of actual solos can be so useful for training aural perception and instrumental technique,as well as allowing us to analyse the styles of great jazzmen,enrich our musical vocabulary,and thus help develop our own musical ideas."

April 06, 2011

Şifre Meselesi


Melek hoca'nın anlattığına göre ortada önemli bir problem var. Problem şu: Soruların şıklarının yerleştirilmesi rastgele bir biçimde yapılmamış, şıklar belirli bir algoritma (kazandığı yeni anlamla şifre) ile yerleştirilmiş.

Şıkların yerleri her bir aday için farklı bile olsa, eğer şıklar bir algoritma ile yerleştirilmişsse (rastgele yerleştirmemişse), ve ilgili algoritma keşfedilebilirse (veya önceden biliniyorsa) her aday soruları çözmeden doğru cevaplara ulaşabilir.

Bu konuda endişe sahibi kişiler, bazı öğrencilere, o öğrenciye atanan soru kitapçığındaki cevapların nasıl sıralandığını belirleyen algoritmanın (şifrenin) verildiğini düşünüyorlar. Bir kişi bir konu hakkında suçlanıyorsa onunla ilgili kanıt olması gerekli. Yani öğrencinin kendi soru kitapçığındaki algoritmayı (şifreyi) sınavdan önce biliyor olduğunun kanıtlanması gerekli. Yoksa tüm matematik ve fizik sorularını doğru cevaplamış ama örneğin hiçbir mantık sorusu yapamamış bir öğrencinin varlığı kanıt olamaz. Ancak ve ancak bu durum şüphe doğurur. Şüphe ile kanıtı birbirine karıştırmayalım.

Adaylar sınavda kendi soru kitapçığındaki algoritmayı (şifreyi) keşfetmiş olabilir mi? Bunun için öncelikle şıkların rastgele yerleştirilmediğini belirli bir sistem ile yerleştirildiğini (bir algoritmanın var olduğunu) sınavdan önce bilmek gerekli. Daha sonra bir miktar sorunun doğru cevabının ne olduğunu kesin olarak bilmek gerekli. En az kaç sorunun cevabının bilinmesi gerektiği konusu kullanılan algoritmaların niteliği ile ilgili. Eğer algoritmalar Melek hoca'nın anlattığı gibi bir önceki şık ile ilintili basit döngüsel işlemlere dayanıyorsa doğru cevabından emin olduğunuz az sayıda soru ile algoritmayı çıkartabilirsiniz. Algoritmalar daha karmaşık ise hem kesin olarak bilinmesi gereken doğru cevap sayısı hem de şıkların nasıl düzenlendiğini çözmek için gereken zaman artacaktır. Örneğin 30 sorudan 5'nin cevabını bilmek cevap kağıdını düzenleyen algoritmanın ne olduğunu bilmek için yeterli ise ortada ciddi bir problem var. Yok eğer 30 sorudan 20'sinin cevabını bilmek ve ayrıca kalem ve kağıt kullanarak 25 dakikalık bir işlem gerekli ise, bu sınavda değerli 25 dakikasını şifre bulmakla geçirmiş birisi varsa da o arkadaş rakiplerine göre bir avantaj sağlayamamıştır.

Neden böyle bir şey yapılmış olabilir? (Cevap şıkları neden rastgele dağıtılmamış?)


Bir şekilde bütün adaylara farklı soru kitapcığı dağıtmanın çok iyi bir fikir olduğuna karar verilmiş. Belki meselelerin teknik detaylarına tam olarak hakim olmayan bir takım sert mizaçlı müdürler veya daire başkanları bu  kararı vermiş. (Böyle bir müdürle çalışan her aklı başında kişinin yapması gerektiği şekilde) teknik personel hatayı görmüş ama ses etmemiş. Belki de konusunda uzman olan kişiler işten çıkartılmış (ya da işten el çektirilmiş) yerlerine konunun uzmanı olmayan ama torpili olan kişiler getirilmiş. Nedenini bilmiyorum. Ama problem herkese farklı kitapçık dağıtma kararından kaynaklanıyor gibi görünüyor.
  
Hem bir milyonun üzerinde öğrenciye farklı kitapçık hazırlayıp hem de cevapları rastgele bir biçimde dağıtırsanız, mutlaka ve mutlaka (istatistik kanunları gereği) bazı soru kitapçıklarında, insanlara anlatamayacağınız (endişeli kişilerin şüpheleneceği) düzenlilikler meydana gelir. Örneğin bir kitapçıkta ilk 3 sorunun cevabı A, ikinci 3 sorunun cevabı B gelebilir. 

En önemlisi hem öğrencilere farklı kitapçık hazırlayıp hem de cevapları rastgele  dağıtırsanız şıkların sayıları eşit bir biçimde gelemez, her öğrenci için de şıkların sayıları değişir. Yani 30 sorudan oluşan bir testte A-E şıkları her öğrenci için eşit sayıda dağılmaz. Bence her öğrenciye A-E şıklarından 6'şar kere gelmesi için şıklar rastgele dağıtılmamış, onun yerine her öğrenciye özgü bir algoritma kullanılmış.

Hemen bir test. Aşağıda cevapları temsil eden harfleri (A-E)  bir tam olarak rastgele seçtim, bir de bu işi tam olarak rastgele olmayan bir biçimde yaptım. Sizce hangisi tam olarak rastgele seçilmiş.



Sonuç olarak ortada yönetim sorunu var. Bu bir problem. İnsanlar (haklı veya haksız, bu işin içinde bir iş var veya yok) endişelendiler. İnsanlar ÖSYM'den kötü hizmet aldılar. Parasını verdikleri bir sınavın önemli bir eksikliği ortaya çıktı. Sorumlusu kimse istifa etmeli. Literatürde “command responsibility” denilen bir şey var. Bu işle ilgili en yüksek amir kimse (bu konudan haberi varsa da yoksa da) o kişi istifa etmeli. Çünkü her türlü yetki ve sorumluluk kendisindedir  

Fenotiplerin Belirli Bir Yerde Toplanması Evrimsel Süreci Nasıl Ortaya Çıkarır

Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS)'in en son sayısında çok ilginç bir makale yayımlandı:

An evolutionary process that assembles phenotypes through space rather than through time by Shinea, Brown, and Phillips

Ana fikri şu: Organizmanın daha uzaklara yayılmasını sağlayan bazı özellikler, belirli bir coğrafyada daha çok bulunacaktır. Dolayısıyla özellikle bu bölgelerden çıkan yeni nesillerin yayılma hızları daha da büyük olacağından, bu süreç zaman içinde yeni  fenotiplerin ortaya çıkmasını sağlar.

Daha hızlı yayılmayı sağlayan özelliklerin hayatta kalmaya yardımcı olduğu fikri yeni değilmiş. Burada orijinal olan düşünce şu: Daha hızlı yayılmayı sağlayan genetik özellikler hayatta kalmaya yardımcı olmasa bile aynı bölgede bulunan ve bu özelliklere sahip bireyler birbirleriyle çiftleşeceğinden, bu özelliklerin tek tek bireylerde toplandığı gruplar ortaya çıkartacak. Sonuç olarak, hayatta kalmadan bağımsız bir şekilde ilerleyen bir evrim süreci gerçekleşecek. Yazarlar bu fikrin çalıştığını bilgisayar simulasyonları ile kanıtlamışlar. 


Genetik algoritmalara kolaylıkla uygulanabilecek bir düşünce (belki de hala hazırda uygulanmaktadır.) Belirli aşamalarda, popülasyondaki diğer bireylerden belirli bir biçimde farklılaşan bireylerin birbirleriyle gen değiştokuşu yapmalarını sağlamak, problemin çözümünü hızlandırır mı. Burada sorun iyi bir farklılaşma kriteri bulabilmek.

April 02, 2011

Hastalık ve Yakın Tarih

Mevsim geçişlerinde sıkça haptığım bir hatayı tekrarlayarak, (ince giyinip üşüterek) hasta oldum. Bu vesile ile bazıları da yakın tarih ile ilgili olmak üzere bir çok yazı okudum. (Vesile çünkü akli melekelerimin yüksek ateş ile geriletilmediği durumlarda bilimsel yazılar okumayı tercih ediyorum.)

Yakın tarih bizim için bir tabudur. Tarih derslerinde 1938 yılından sonra Türkiye ve dünyada neler olduğu ile ilgili bir şey öğremedim. (Öncesi ile ilgili öğrendiklerim de büyük oranda yanlışmış.)

Şu an bildiğim bir çok şeyi de internetten okudum. (Bilginin serbestçe paylaşımının faydaları bunlar oluyor demek ki.)

Perry Anderson'un London Review of Books adlı dergide yayımladığı iki makale, Kemalism ve After Kemal Turkiye'nin yakın tarihini anlatıyor.

After Kemal başlıklı yazıda -ki 1960 sonrası Türkiye'den AKP iktidarına kadar politik olaylardan bahsediyor- Mesut Yılmaz ve Tansu Çillerin adının bile geçmediğini belirtmek isterim. Bu bana Çetin Altan'ın politikanın bir meslek olmadığı ve var olmak ile varlıklı olmak arasında önemli bir ayrımın olduğu hakkındaki fikirlerini hatırlatıyor.

Yine aynı yazarın Lula's Brasil başlıklı yazısı Luiz Inácio Lula da Silva'nın başkanlık maceralarını özetliyor.

Çıkarılan dersler: Ne bireylerin karakteri, ne çevresel koşullar, ne de şans politik tarihin mutlak belirleyicisidir. Tarih bunların hepsinin garip bir kombinasyonu sonucunda örülür. Tarihi gelişimin (değişimin) formülasyonu işte bu nedenle imkansızdır. Çünkü belirleyici koşulların bir sınırı yoktur.