Blognote

April 06, 2011

Şifre Meselesi


Melek hoca'nın anlattığına göre ortada önemli bir problem var. Problem şu: Soruların şıklarının yerleştirilmesi rastgele bir biçimde yapılmamış, şıklar belirli bir algoritma (kazandığı yeni anlamla şifre) ile yerleştirilmiş.

Şıkların yerleri her bir aday için farklı bile olsa, eğer şıklar bir algoritma ile yerleştirilmişsse (rastgele yerleştirmemişse), ve ilgili algoritma keşfedilebilirse (veya önceden biliniyorsa) her aday soruları çözmeden doğru cevaplara ulaşabilir.

Bu konuda endişe sahibi kişiler, bazı öğrencilere, o öğrenciye atanan soru kitapçığındaki cevapların nasıl sıralandığını belirleyen algoritmanın (şifrenin) verildiğini düşünüyorlar. Bir kişi bir konu hakkında suçlanıyorsa onunla ilgili kanıt olması gerekli. Yani öğrencinin kendi soru kitapçığındaki algoritmayı (şifreyi) sınavdan önce biliyor olduğunun kanıtlanması gerekli. Yoksa tüm matematik ve fizik sorularını doğru cevaplamış ama örneğin hiçbir mantık sorusu yapamamış bir öğrencinin varlığı kanıt olamaz. Ancak ve ancak bu durum şüphe doğurur. Şüphe ile kanıtı birbirine karıştırmayalım.

Adaylar sınavda kendi soru kitapçığındaki algoritmayı (şifreyi) keşfetmiş olabilir mi? Bunun için öncelikle şıkların rastgele yerleştirilmediğini belirli bir sistem ile yerleştirildiğini (bir algoritmanın var olduğunu) sınavdan önce bilmek gerekli. Daha sonra bir miktar sorunun doğru cevabının ne olduğunu kesin olarak bilmek gerekli. En az kaç sorunun cevabının bilinmesi gerektiği konusu kullanılan algoritmaların niteliği ile ilgili. Eğer algoritmalar Melek hoca'nın anlattığı gibi bir önceki şık ile ilintili basit döngüsel işlemlere dayanıyorsa doğru cevabından emin olduğunuz az sayıda soru ile algoritmayı çıkartabilirsiniz. Algoritmalar daha karmaşık ise hem kesin olarak bilinmesi gereken doğru cevap sayısı hem de şıkların nasıl düzenlendiğini çözmek için gereken zaman artacaktır. Örneğin 30 sorudan 5'nin cevabını bilmek cevap kağıdını düzenleyen algoritmanın ne olduğunu bilmek için yeterli ise ortada ciddi bir problem var. Yok eğer 30 sorudan 20'sinin cevabını bilmek ve ayrıca kalem ve kağıt kullanarak 25 dakikalık bir işlem gerekli ise, bu sınavda değerli 25 dakikasını şifre bulmakla geçirmiş birisi varsa da o arkadaş rakiplerine göre bir avantaj sağlayamamıştır.

Neden böyle bir şey yapılmış olabilir? (Cevap şıkları neden rastgele dağıtılmamış?)


Bir şekilde bütün adaylara farklı soru kitapcığı dağıtmanın çok iyi bir fikir olduğuna karar verilmiş. Belki meselelerin teknik detaylarına tam olarak hakim olmayan bir takım sert mizaçlı müdürler veya daire başkanları bu  kararı vermiş. (Böyle bir müdürle çalışan her aklı başında kişinin yapması gerektiği şekilde) teknik personel hatayı görmüş ama ses etmemiş. Belki de konusunda uzman olan kişiler işten çıkartılmış (ya da işten el çektirilmiş) yerlerine konunun uzmanı olmayan ama torpili olan kişiler getirilmiş. Nedenini bilmiyorum. Ama problem herkese farklı kitapçık dağıtma kararından kaynaklanıyor gibi görünüyor.
  
Hem bir milyonun üzerinde öğrenciye farklı kitapçık hazırlayıp hem de cevapları rastgele bir biçimde dağıtırsanız, mutlaka ve mutlaka (istatistik kanunları gereği) bazı soru kitapçıklarında, insanlara anlatamayacağınız (endişeli kişilerin şüpheleneceği) düzenlilikler meydana gelir. Örneğin bir kitapçıkta ilk 3 sorunun cevabı A, ikinci 3 sorunun cevabı B gelebilir. 

En önemlisi hem öğrencilere farklı kitapçık hazırlayıp hem de cevapları rastgele  dağıtırsanız şıkların sayıları eşit bir biçimde gelemez, her öğrenci için de şıkların sayıları değişir. Yani 30 sorudan oluşan bir testte A-E şıkları her öğrenci için eşit sayıda dağılmaz. Bence her öğrenciye A-E şıklarından 6'şar kere gelmesi için şıklar rastgele dağıtılmamış, onun yerine her öğrenciye özgü bir algoritma kullanılmış.

Hemen bir test. Aşağıda cevapları temsil eden harfleri (A-E)  bir tam olarak rastgele seçtim, bir de bu işi tam olarak rastgele olmayan bir biçimde yaptım. Sizce hangisi tam olarak rastgele seçilmiş.



Sonuç olarak ortada yönetim sorunu var. Bu bir problem. İnsanlar (haklı veya haksız, bu işin içinde bir iş var veya yok) endişelendiler. İnsanlar ÖSYM'den kötü hizmet aldılar. Parasını verdikleri bir sınavın önemli bir eksikliği ortaya çıktı. Sorumlusu kimse istifa etmeli. Literatürde “command responsibility” denilen bir şey var. Bu işle ilgili en yüksek amir kimse (bu konudan haberi varsa da yoksa da) o kişi istifa etmeli. Çünkü her türlü yetki ve sorumluluk kendisindedir  

4 Comments:

  • Son sınavlarda ayyuka çıkan rezillikler gösteriyor ki ÖSYM görevini 'sınav yapmak' ifadesine indirgemiş durumda. Oysa ÖSYM'nin iş paketi içinde sınavı doğru ve güvenli yapmak da tanımlanmıştır herhalde. Bu kadar çok insanı ilgilendiren, bu kadar hayati işleri yapan insanlar olayı daha ciddiye almalılar elbette.
    ÖSYM'nin daha becerikli bir yönetime ihtiyacı olduğu kesin.

    By Blogger daryal, at April 08, 2011  

  • By Blogger Rahmi Lale, at April 13, 2011  

  • Olayin her yerinden beceriksizlik akiyor.

    By Blogger Nart Bedin Atalay, at April 14, 2011  

  • Benim anlamadığım şifreye ne hacet?
    Farklı kitapçıklar yaratmak adına soruların sıralaması değiştirilse yetmiyor mu? Kriptolojik bilgim sınırlı olsa da soruların yanıtlarının şekli ve şemali ile niye iştigal olunuyor? Hafif işgüzarlık kokuyor... ÖSYM'deki elemanlar helecan arıyorlar bence :P

    By Blogger Rahmi Lale, at April 14, 2011  

Post a Comment

<< Home